Çevresel iltica (Klimaflüchtlinge): Alman hukuku bunu tanıyor mu?

“Çevre mültecisi” kimdir?

Çevre mültecisi, aşağıdaki nedenlerle yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan kişidir:

  • Yıkıcı iklim değişiklikleri (ör. deniz seviyesinin yükselip adaları yutması)

  • Uzun süreli kuraklıklar (tarımın çökmesi ve kıtlık)

  • Yıkıcı kasırgalar ve seller

  • Çevre kirliliği veya büyük sanayi/çevre felaketleri

Ancak bu kişiler, Cenevre Mülteci Sözleşmesi tanımına göre hukuken “mülteci” sayılmaz.

Alman hukukunun yaklaşımı nedir?

Henüz resmî bir hukuki tanıma yok
Alman hukuku, çevresel/iklim kaynaklı kaçışı bağımsız bir koruma nedeni olarak tanımaz:

  • Cenevre Sözleşmesi zulmü ırk, din, siyasi görüş, belirli bir sosyal gruba mensubiyet gibi nedenlere bağlar,

  • Almanya’nın Asylgesetz (AsylG) düzenlemesinde de çevresel tehditler iltica veya ikincil koruma gerekçeleri arasında yer almaz (§ 3, § 4 AsylG).

İstisna veya insani durumlar var mı?
Doğrudan bir hüküm olmasa da bazı çevresel durumlarda çok dar bir çerçevede insani gerekçelerle geçici oturum gündeme gelebilir; eğer:

  • sınır dışı etme fiilen mümkün değilse, veya

  • ciddi bir insani tehlike varsa.

Örneğin kirlilik ya da kıtlık kişinin hayatını hemen tehdit ediyorsa, şu hükümler kapsamında değerlendirme yapılabilir:

  • § 60 Abs. 7 AufenthG (hayat veya sağlık için ciddi tehlike)
    veya

  • § 25 Abs. 5 AufenthG (sınır dışı etmenin imkânsızlığı).

Çok istisnai durumlarda idari mahkeme (Verwaltungsgericht), dönüşün doğrudan ve kaçınılamaz bir risk yaratacağı kanıtlanırsa (ör. açlık, çevre felaketi nedeniyle sağlık sisteminin çökmesi) sınır dışı etmeyi durdurabilir.

Ancak bu durumlar çok nadirdir, güçlü deliller ve ayrıntılı çevresel raporlar gerektirir ve çoğu zaman reddedilir.

Uluslararası gelişmeler ve Almanya’ya etkisi

  • 2020’de bir BM insan hakları organı, ağır çevresel felaket yaşayan bir ülkeye geri göndermenin yaşam hakkını ihlal edebileceğini ifade ederek küresel tartışmayı güçlendirdi.

  • Almanya bu gelişmeleri izlese de henüz bağlayıcı ulusal yasalara dönüştürmedi.

  • AB, iklim göçü konusunda geleceğe dönük uyum politikaları içinde mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor.

Alman hükümetinin güncel tutumu

  • Şu an “çevre mültecilerinin” iltica sistemi içinde ayrı bir kategori olarak tanınmasına dair bir plan yok.

  • Bunun yerine iklimden etkilenen ülkelere kalkınma yardımıyla destek veriliyor.

  • Ani felaketlerde geçici insani vize veya geçici sınır dışı etme durdurması (Abschiebestopp) mümkün olabilir.

Sonuç
Bugün itibarıyla çevresel nedenlerle iltica, Almanya’da bağımsız bir hukuki koruma temeli değildir.
Buna rağmen, kişinin hayatının ülkesindeki iklim kaynaklı koşullar nedeniyle doğrudan tehlikede olduğunu kanıtladığı çok sınırlı insani kapılar bulunabilir.

Küresel iklim krizleri arttıkça, önümüzdeki yıllarda Avrupa politikalarında kademeli değişimler ve “iklim kaynaklı yerinden edilenlerin” tanınmasına yönelik yeni yollar ortaya çıkabilir.

— Site yazarları ve editörleri, yoğun araştırma ve birden fazla kaynağı inceleyerek doğru bilgi sunmaya çalışır. Buna rağmen hatalar veya kesin olmayan bilgiler yer alabilir. Bu nedenle, bu bilgileri ilk referans olarak değerlendirmeniz ve kesin bilgi için her zaman yetkili kurumlara başvurmanız rica edilir.


Paylaş: