Önceden alınmış bir Duldung, vatandaşlığa kabul için sayılan ikamet yıllarını nasıl etkiler?

Önceki “Duldung” Statüsü, Almanya’da Vatandaşlık Süresinin Hesaplanmasını Nasıl Etkiler?

“Duldung”, insani veya hukuki nedenlerle geçici olarak sınır dışı edilemeyen kişilere verilen, sadece geçici bir tahammül (deportasyonun ertelenmesi) statüsüdür. Bu statü, kalıcı oturum hakkı anlamına gelmez ve tam bir yasal ikamet izni sayılmaz. Bu nedenle, vatandaşlık için gerekli ikamet süresinin hesaplanmasında önemli etkileri vardır.

“Duldung”un vatandaşlık yıllarının hesabına etkisi

“Duldung” altında geçirilen süre, genellikle tam anlamıyla “yasal ikamet” olarak sayılmaz
Alman vatandaşlık hukuku, vatandaşlık için genellikle belirli bir süre boyunca (örneğin 8 yıl) yasal, güvenli ve istikrarlı bir oturum izni (Aufenthaltstitel) şart koşar.
Kişinin “Duldung” statüsünde bulunduğu dönem, sadece geçici bir kalış olarak kabul edilir ve bu nedenle çoğu durumda vatandaşlık için gerekli ikamet süresine dahil edilmez.

Özel istisnalar
Bazı istisnai hallerde, kişi uzun yıllar “Duldung” ile yaşamış ve aynı zamanda çok iyi bir entegrasyon sağlamışsa (iyi Almanca bilgisi, düzenli çalışma, toplumsal katılım), yetkili makamlar durumu daha olumlu değerlendirebilir.
Ancak bu, tamamen idarenin takdirine bağlıdır ve talep edilebilecek, garantili bir hak değildir.

“Duldung” öncesi ve sonrası yasal ikamet süreleri
Eğer “Duldung”tan önce veya sonra normal bir oturum izniniz (Aufenthaltstitel) olmuşsa, vatandaşlık için hesaplanan süre açısından genellikle yalnızca bu yasal ikamet dönemleri dikkate alınır.
“Duldung”la geçen süre, normal şartlarda bu hesaplamaya dahil edilmez.

Erken vatandaşlık başvurularına etkisi
Bir dönemin “Duldung” statüsünde geçmiş olması, genellikle erken vatandaşlık başvurularını zorlaştırır, çünkü bu statü, vatandaşlık talebi için gerekli olan sağlam ve kalıcı hukuki zemini sunmaz.

“Duldung” statüsüne sahip (veya sahip olmuş) kişiler için öneriler

  • Statünüzü mümkün olan en kısa sürede kalıcı ve yasal bir oturum iznine (örneğin çalışma izni veya insani sebeplere dayalı oturum) dönüştürmeye çalışın.

  • Almanca öğrenimi, iş, meslek eğitimi (Ausbildung) ve gönüllü faaliyetler gibi alanlarda entegrasyona yatırım yapın; bu, ileride vatandaşlık başvurunuzda size büyük avantaj sağlar.

  • Göç hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alarak, “Duldung”tan çıkış yollarını ve hukuki konumunuzu güçlendirme seçeneklerini değerlendirin.

Sonuç

Önceki “Duldung” dönemi, çoğu durumda Almanya vatandaşlığı için gerekli yasal ikamet süresine dahil edilmez ve vatandaşlığa giden yolda pratik bir engel oluşturabilir. Bu nedenle, bu statünün bir an önce istikrarlı bir oturum iznine dönüştürülmesi, hem ikamet süresini biriktirmek hem de Alman toplumuna uzun vadeli entegrasyon sağlamak açısından en kritik adımdır.

Bu sitedeki yazar ve editör ekibi, makaleleri hazırlarken kapsamlı araştırmalar yaparak ve çeşitli kaynakları inceleyerek doğru ve güvenilir bilgi sunmaya özen göstermektedir. Buna rağmen zaman zaman hatalar ortaya çıkabilir veya bazı bilgiler tam olarak teyit edilmemiş olabilir. Bu nedenle, makalelerde yer alan bilgileri ilk başvuru noktası olarak değerlendirmenizi ve kesin, bağlayıcı bilgi için her zaman yetkili kurum ve mercilere başvurmanızı tavsiye ederiz.

 
 

Paylaş: