
ABD Başkanı Donald Trump’ın öngörülemez politikaları ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tehditleri, Almanya’da güvenlik açısından nükleer seçeneklerin tartışılmasına yol açtı. CDU’nun dış politika uzmanı Roderich Kiesewetter, Şansölye Friedrich Merz liderliğindeki partiden, Avrupa bağlamında Almanya’nın nükleer şemsiye için mali katkı yapabileceğini öne sürdü.
Almanya, Fransa ve Britanya’nın aksine nükleer güç değil, ancak acil savunma durumlarında Almanya’da depolanan Amerikan nükleer bombalarıyla donatılabilecek savaş uçaklarına sahip. Kiesewetter, Süddeutsche Zeitung’a yaptığı açıklamada, Almanya’nın liderliği üstlenmeden mali katkı sağlayabileceğini belirtti. Uzmanlar geliştirme süresini beş yıl olarak tahmin ediyor, ancak kendisi on yılın daha gerçekçi olduğunu düşünüyor.
Fransa’da aşırı sağ lider Marine Le Pen’in iktidara gelme ihtimaline dikkat çeken Kiesewetter, yalnızca Paris’e güvenmenin riskli olduğunu ve alternatif seçeneklerin araştırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca “İki Artı Dört Antlaşması”nın Almanya’nın kendi nükleer silahlarını geliştirmesini yasakladığını, ancak diğer ülkelerle ortak projelere katılımını engellemediğini hatırlattı.
Kiesewetter, “Planlama, düşük ihtimalle de olsa tehlikeli senaryoları hesaba katmayı gerektirir. Kendini savunmak isteyen bir devlet, bu tür ihtimalleri düşünmek zorundadır” dedi. Almanya’nın finansman sağlayabileceğini, bu silahları topraklarında barındırabileceğini, ancak bağımsız olarak üretme veya kullanma hakkına sahip olmadığını belirtti.
Kaynaklar - Ajanslar