Doğu ile Batı arasındaki uçurumun tarihsel ve ekonomik köklerine bir bakış
Giriş
Almanya’nın 1990 yılındaki yeniden birleşmesinin üzerinden otuz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, doğu ve batı eyaletleri arasındaki ekonomik uçurum hâlâ tamamen ortadan kalkmış değildir – her ne kadar bu fark belirgin biçimde azalmış olsa da.
Pek çok göstergeye bakıldığında – kişi başına gelir, işsizlik oranı, altyapı ve hatta şirketlerin ekonomik gücü gibi – batı eyaletleri, doğu eyaletlerine göre açık bir üstünlüğe sahiptir.
Peki neden Saksonya, Thüringen ve Brandenburg gibi doğu eyaletleri, hâlâ Bavyera, Kuzey Ren-Vestfalya veya Baden-Württemberg gibi eyaletlerin gerisinde kalmaktadır?
Bu yazıda, söz konusu dengesizliğin tarihsel, ekonomik ve toplumsal nedenlerini ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Birinci bölüm: İkinci Dünya Savaşı sonrası tarihsel bölünme
Tamamen farklı iki ekonomik sistem
İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilgisinin ardından, ülke Batı Almanya (BRD) – Batılı müttefiklerin kontrolünde – ve Doğu Almanya (DDR) – Sovyet etkisi altında – olmak üzere ikiye bölündü.
Batı Almanya, “sosyal piyasa ekonomisi” (Soziale Marktwirtschaft) modelini benimsedi; Doğu Almanya ise sıkı merkezi planlamaya dayalı sosyalist bir sistem kurdu.
Sonuç olarak:
-
Batı ekonomisi, ABD’nin Marshall Planı desteğiyle hızla büyüdü ve BMW, Siemens, Bosch gibi büyük sanayi şirketleri ortaya çıktı.
-
Buna karşılık, Doğu ekonomisi; güçlü devlet kontrolü, rekabet eksikliği ve zayıf yenilikçilik nedeniyle teknolojik geri kalmışlık ve düşük verimlilikle karşı karşıya kaldı.
İkinci bölüm: Yeniden birleşmenin maliyeti ve ekonomik şoklar
Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılması ve 1990’da birleşmenin resmen ilan edilmesiyle birlikte, Doğu Almanya çok kısa bir sürede radikal bir ekonomik dönüşüm sürecine girdi.
Başlıca zorluklar şunlardı:
-
Doğudaki işletmelerin büyük kısmı serbest piyasa koşullarında rekabet edebilecek durumda değildi.
-
Doğu’nun sanayi sektörü büyük ölçüde çöktü; binlerce fabrika ve işletme, Treuhandanstalt aracılığıyla özelleştirildi veya kapatıldı.
-
1990’lı yıllarda işsizlik oranları çok yükseldi ve bu durum, batıya yönelik güçlü göç dalgalarına yol açtı.
Büyük mali desteklere rağmen:
-
Almanya, altyapı projeleri, şirket destekleri ve sosyal transferler yoluyla doğunun yeniden inşası için 2 trilyon avronun üzerinde harcama yaptı.
-
Buna karşın büyüme süreci yavaş seyretti ve doğu eyaletlerinin toparlanma süreci onlarca yıl sürdü.
Üçüncü bölüm: Nitelikli işgücünün batıya göçü
1990’lardan bu yana, milyonlarca genç ve üniversite mezunu, daha iyi iş ve kariyer imkânları bulmak için doğu eyaletlerinden batıya göç etti.
Bu durum şu sonuçları doğurdu:
-
Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern gibi eyaletlerde belirgin nüfus kaybı,
-
daralan vergi tabanı ve azalan üretim kapasitesi, bu da yerel ekonomik faaliyeti olumsuz etkiledi,
-
çalışan nüfusa kıyasla yaşlı nüfus oranında ciddi artış.
Dördüncü bölüm: Özel yatırımlar ve altyapıdaki farklılıklar
Bugün de Almanya’daki büyük şirketlerin çoğunun genel merkezleri batıda yer almaktadır; yönetim birimleri, Ar-Ge merkezleri ve ana pazarlar çoğunlukla burada bulunur.
Yabancı yatırımlar da daha çok batı eyaletlerine yönelme eğilimindedir; çünkü altyapı daha güçlüdür ve ulaşım–iletişim ağları daha gelişmiştir.
Teknik üniversiteler ve önemli araştırma merkezlerinin sayısı batıda daha yüksektir; bu da nitelikli işgücünü ve sermayeyi batıya çeken bir başka faktördür.
Beşinci bölüm: Ücretler ve ekonomik fırsatlardaki farklar
Bugün hâlâ:
-
Doğu eyaletlerindeki ortalama kişi başına gelir, batı eyaletlerine göre yaklaşık %15–20 daha düşüktür.
-
Yüksek ücretli iş olanakları doğuda daha sınırlıdır.
-
Ekonomik açıdan güçlü küçük ve orta ölçekli işletmelerin yoğunluğu, doğuda batıya kıyasla daha azdır.
Altıncı bölüm: Yadsınamaz, kademeli bir iyileşme
Tüm bu farklara rağmen, doğu eyaletlerinde kayda değer ilerlemeler de vardır:
-
Yol, demiryolu ve internet altyapıları gibi birçok alanda kapsamlı bir modernizasyon süreci yaşanmıştır,
-
doğu eyaletleri, yenilenebilir enerji ve yarı iletken (çip) üretimi gibi geleceğin sektörleri için daha cazip hâle gelmiştir,
-
Leipzig ve Dresden gibi şehirler hızlı ekonomik büyüme göstermiş ve doğudaki dönüşümün başarı öyküleri olarak öne çıkmıştır.
Sonuç
Doğu ve Batı Almanya arasındaki kalkınma farkı, güncel ve geçici bir sorunun değil; uzun yıllara dayanan siyasi ve ekonomik bölünmenin bir sonucudur.
Devasa yatırımlara ve sürekli mali desteğe rağmen, 40 yıllık sosyalist geçmişin ve yeniden birleşme sürecinin yol açtığı yapısal kayıpların izleri, doğu Almanya’nın ekonomik dokusunda hâlâ hissedilmektedir.
Bununla birlikte, modern sanayi merkezlerinin yükselişi ve kademeli demografik değişim sayesinde, doğu ile batı arasındaki farkın kapanma ihtimali giderek artmakta ve Almanya, her zamankinden daha dengeli bir yapıya doğru ilerlemektedir.
* Bu sitenin yazar ve editör ekibi, kapsamlı araştırmalara ve çeşitli kaynaklara dayanarak doğru ve güvenilir bilgi sunmaya özen göstermektedir. Buna rağmen zaman zaman hatalar ortaya çıkabilir veya tamamen doğrulanmamış bilgiler yer alabilir. Bu nedenle, makalelerde yer alan bilgileri ilk başvuru noktası olarak görmenizi ve kesin ve bağlayıcı bilgi için her zaman yetkili resmî kurumlara başvurmanızı tavsiye ederiz.